19 Aralık 2025
Wolfgang Tillmans, fotoğrafın hem gündelik hayatı belgeleme hem de soyutlama kapasitesini aynı anda kullanan; özgürlük, arzu ve toplumsal dönüşüm üzerine ürettiği görüntülerle çağdaş fotoğraf pratiğini dönüştüren bir sanatçı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde Concorde serisiyle yer alan Tillmans, Berlin’in kuir gece hayatından Concorde uçaklarına uzanan geniş bir yelpazede, görmenin ve var olmanın alternatif biçimlerini araştırıyor.
1968 Remscheid doğumlu Tillmans, 2000 yılında Turner Prize’ı kazanan ilk fotoğrafçı ve ilk Britanyalı olmayan sanatçı olarak çağdaş fotoğraf tarihinde önemli bir konuma sahip. Sanatçının pratiği, Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılmasının ardından kentte yaşanan politik ve kültürel değişimle yakından ilişkili.
Doğu Berlin’in terk edilmiş fabrikaları ve binaları kısa sürede kulüplere, barlara ve sanat alanlarına dönüşüyor. Bu mekânlar, yıllarca süren baskı ve bölünmenin ardından genç kuşak için özgürleşme, deneysellik ve alternatif kimliklerin inşa edildiği ortamlar hâline geliyor. Tillmans, tam da bu dönüşüm anının görsel arşivcisi olarak, Berlin gece hayatını 1990’ların başında belgelemeye başlıyor.

1992’de Planet adlı, yalnızca iki yıl açık kalmış ve başlangıçta yasadışı çalışan gece kulübünde arkadaşlarını fotoğraflayan Tillmans, kulüpleri “büyük bir soyutlama makinesi” olarak tanımlıyor. (1) Dans eden bedenler, ışığın mekânı sürekli yeniden şekillendirmesi ve anonimleşen figürler, Tillmans’ın hem belgesel hem şiirsel bir dil kurmasını sağlıyor.
Berlin kulüpleri, özellikle Berghain ve Panorama Bar, sanatçının kuir arzu ve görünürlük üzerine geliştirdiği düşünsel çerçevenin merkezinde yer alıyor. Panorama Bar için yaptığı enstalasyonlar, soyut ve figüratif fotoğrafların bir araya geldiği, kimliği sabit değil akışkan bir deneyim olarak ele alan üretimler. (2) Bu bağlamda kulüp kültürü, Tillmans için yalnızca bir tema değil; toplumsal normların dışında yeni görme ve var olma biçimlerinin mümkün olduğu deneysel bir laboratuvar.

Tillmans’ın etkisi sanat dünyasının ötesine taşarak müzik endüstrisine kadar yayılmıştır. Frank Ocean’ın 2016 albümü Blonde için çektiği kapak fotoğrafı, kuir siyahi kimliğin hem görünür hem de savunmasız yönlerini bir araya getiriyor. Frank Ocean’ın yüzünü gizlediği poz, Tillmans’ın portrelerinde sıkça görülen mahremiyet, kırılganlık ve öznel özgürlük temalarını güçlü bir biçimde taşıyor.

Sergide yer alan Concorde Izgara Dizimi Serisi (1997), Tillmans’ın pratiğinin belgesel niteliğini ön plana çıkaran bir seri. New York–Londra hattını üç saate indiren, modern mühendisliğin sembolü olan Concorde’lar, sanatçı tarafından çeşitli açılardan, sıradan banliyö manzaraları ve otoyolların ortasında fotoğraflanır.
Bu görüntüler, Concorde’un üstün teknoloji ve hızla özdeşleştirilen “gelecek” anlatılarını sorgular. Teknolojik ilerlemenin yalnızca elit bir kesim için erişilebilir bir ayrıcalık olduğunu hatırlatırken, modern dünyanın eşitsizliklerini de görünür kılar.
Tillmans’ın Concorde Izgara Dizimi, serginin “Hayali Gelecek” bölümünde yer alarak, ütopik teknoloji söylemlerinin gerçek dünyadaki sınıfsal ve ekonomik sınırlarla nasıl çeliştiğini ortaya koyuyor.

Tillmans’ın pratiği fotoğrafın hem kayıt hem de soyut düşünme biçimi olabileceğini savunuyor. Gece hayatı fotoğraflarındaki hareket bulanıklığı, ışığın rastlantısal izleri, nesnelerin beklenmedik yakın planları veya renksiz alanların soyut kompozisyonlara dönüşmesi bu yaklaşımın örnekleri.
Tillmans’ın fotoğrafları gerçekliğe dayanıyor, ancak gerçekliği yeniden kurar; normatif bakıştan kaçan, alternatif bir görsel duyarlılık sunuyor. Berlin’in özgürleşme mekânlarından teknolojinin ideolojik çerçevelerine kadar genişleyen pratiği, Ortak Duygular sergisinin farklı deneyimleri bir araya getirme amacını zenginleştiriyor.
Tillmans, kuir arzu, beden politikası, özgürleşme, teknoloji eleştirisi ve gündelik hayatın şiirselliğini bir araya getiren çalışmalarıyla çağdaş fotoğraf sanatının sınırlarını genişletiyor. Fotoğrafları, hem belgesel hem soyut hem de ideolojik okumalara açık bir katmanlılık sunar.
Ortak Duygular sergisi bağlamında ise Tillmans’ın işleri, normatif bakışın ötesinde özgürlüğün yeni mekânlarını hayal etmeye davet ediyor.
1- https://www.frieze.com/article/pictures-berlins-ever-thriving-club-scene
2- https://www.academia.edu/figures/53452282/figure-7-wolfgang-tillmans-installation-view-panorama-bar
Yazı: Melih Aydemir
Sonia Boyce, sanatı yalnızca kişisel bir ifade biçimi olarak değil, bir topluluğun hafızasını yeniden inşa etme yolu olarak görüyor. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisine paralel hazırladığımız bu yazı, 1980’lerin “British Black Arts Movement”ının (Britanya Siyah Sanat Hareketi) öncü isimlerinden Boyce’un pratiğine odaklanıyor.
Suzanne Treister, dijital kültürü yalnızca bir araç olarak değil, alternatif tarih yazımlarının ve spekülatif geleceklerin kurulduğu bir zemin olarak ele alan öncü bir sanatçı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmaları, bilgisayar oyunlarından internet kültürüne, sibernetik tarihlerinden tarot sistemlerine uzanan geniş bir alanda teknoloji, güç ve bilgi arasındaki bağlantıları görünür kılıyor.
Madame Yevonde, 1930’ların renkli fotoğraf devrimini başlatan, teknik yenilikleri feminist bir bakışla birleştiren öncü bir isim. Bu yazıda Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmalarıyla, kadınların görünürlüğünü yeniden şekillendiren ve fotoğraf tarihinde cesur bir kırılma yaratan Yevonde’nin pratiğine yakından bakıyoruz.
Salı - Cumartesi 10.00 - 19.00
Cuma 10.00 - 22.00
Pazar 12.00 - 18.00
Müze Pazartesi
günü kapalıdır.
Çarşamba günleri öğrenciler müzeyi
ücretsiz ziyaret edebilir.
Tam: 300 TL
İndirimli: 150 TL
Grup: 200 TL (toplu 10 bilet ve üstü)