Sonia Boyce: Topluluk, Hafıza ve Siyah Sanat Hareketi

12 Kasım 2025

Sonia Boyce, sanatı yalnızca kişisel bir ifade biçimi olarak değil, bir topluluğun hafızasını yeniden inşa etme yolu olarak görüyor. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisine paralel hazırladığımız bu yazı, 1980’lerin “British Black Arts Movement”ının (Britanya Siyah Sanat Hareketi) öncü isimlerinden Boyce’un pratiğine odaklanıyor.

1962 Londra doğumlu Sonia Boyce, ırk, toplumsal cinsiyet ve kimlik meselelerini işlerken kişisel deneyimiyle kolektif hafıza arasında köprüler kuruyor.

 

Sonia Boyce, 2018. © Anne Purkiss, British Council
 

Lucian Freud’dan Sonra: Boyce ve Siyah Bedenin Temsili

Boyce’un 1980’lerdeki erken dönem çalışmaları, Britanya’da siyah bir kadın olarak yaşamanın çok katmanlı deneyimini figüratif çizimler aracılığıyla görünür kılıyor. 1986 tarihli O Onları Yukarı Tutmuyor, Tutunuyor (Bir İngiliz Gülü) adlı eserde sanatçı, siyah güllerle bezeli pembe bir elbise içinde, ellerinin üzerinde durarak ailesinin yükünü taşıyor.

 

Sonia Boyce, O Onları Yukarı Tutmuyor, Tutunuyor (Bir İngiliz Gülü), 1986, Kağıt üzerine pastel ve guaj, Middleborough Modern Sanat Enstitüsü
 

 

Siyah güller —İngiliz kimliğinin sembolü olan gülün ters yüz edilmiş hâli— Boyce’un hem aidiyet hem dışlanma duygusunu bir araya getiriyor. O dönemde ekonomik koşullar nedeniyle modellerle çalışamayan sanatçı, kendi bedenini model olarak kullanıyor ve bu durum zamanla otobiyografik bir tavra dönüşüyor.

Boyce, bu tercihini şöyle açıklıyor:

“İnsanlar yalnızca kendimden bahsediyormuşum gibi okumak istiyordu. Oysa ben ailemin ve topluluğumun Britanya’da nasıl var olduğunu anlamaya çalışıyordum.” (1)

Otoportreden Topluluk Pratiğine: Sanatta Bir Dönüm Noktası

1990’ların başında Boyce, figüratif çizimlerden uzaklaşıp işbirliğine ve performansa dayalı bir pratiğe yöneliyor. Kendi deyimiyle “yalnızca kendinden bahsetmeye izin verilen” bir konumdan çıkarak, sanatın kolektif bir süreç olabileceğini keşfediyor. (2)

Bu dönüşümün sonucu olarak 1999’da başlattığı Devotional Collection projesi, Boyce’un toplulukla kurduğu etkileşimin simgesine dönüşüyor. Liverpool’da başlayan bu projede, kadınlardan hayatlarındaki ilk plaklarını anlatmaları ve sevdikleri siyah Britanyalı kadın müzisyenlerin isimlerini paylaşmaları isteniyor. Zamanla Sade, Ms Dynamite, Poly Styrene ve Joan Armatrading gibi isimleri içeren bu kolektif arşiv, siyah kadın müzisyenlerin Britanya kültüründeki görünmez tarihine bir anıt niteliği taşıyor. Boyce, bu projeyi “ortak bir şarkı söyleme hâli” olarak tanımlıyor.

 

Sonia Boyce, Devotional Collection, Karma materyal, Enstalasyon, fotoğraf, ses, duvar kağıdı, ahşap, C tipi fotoğraf baskı, 10 x 50 (her bir afiş) cm., MIMA, Middlesbrough Modern Sanat Enstitüsü, Teeside Üniversitesi
 

2022’de 59. Venedik Bienali’nde İngiltere’yi temsil eden Boyce, Feeling Her Way adlı enstalasyonuyla Altın Aslan ödülünü kazandı. Besteci Errollyn Wallen’ın rehberliğinde Poppy Ajudha, Jacqui Dankworth, Sofia Jernberg ve Tanita Tikaram gibi müzisyenlerle birlikte üretilen bu iş, doğaçlama ve karşılıklı dinlemeye dayalı bir ses deneyimi sunuyordu. 

Proje, Devotional Collection’ın devamı niteliğindeydi ve caz müziğinin sınıflandırmadan kaçan doğasını kutluyordu. Boyce’un yaklaşımı, toplulukla çalışmanın etik boyutlarını da tartışmaya açtı: “Bir yeri terk ettiğinizde ne olur? Arkada bıraktığınız insanlara ne olur?” (3)

 

Sonia Boyce, Devotional Collection, Cristiano Corte/British Council.
 

Sanatçı, işlerinin yalnızca üretim sürecine değil, sonrasına da odaklanarak katılımcıları güçlendirmeyi ve onların seslerine alan açmayı amaçlıyor.

“Yastık Kılıfı”: Kimliğin Kısa Cümleleri

Pera Müzesi’ndeki Ortak Duygular sergisinde yer alan 1990 tarihli Yastık Kılıfı, Boyce’un figüratif dönemden performatif üretimlere geçişini yansıtıyor. Gazetelerdeki izdivaç ilanlarını bir araya getiren bu çalışma, insanların kendilerini birkaç kelimeyle tanımlama biçimlerine ironik bir mesafeyle yaklaşıyor.

“Bekâr, 34 yaşında, çalışkan erkek” ya da “20 yaşında, yakışıklı, iyi eğitimli Jamaikalı erkek” gibi ifadeler; kimliğin pazarlanabilir bir forma indirgenmesini eleştiriyor. Sonia Boyce, bu işte kategorilerin ve sıfatların insan deneyimini nasıl daralttığını gösteriyor, tıpkı bugünün dijital tanışma uygulamaları gibi.

 

Sonia Boyce, Yastık Kılıfı, 1990, Kumaş boyası, keçeli kalem ve boya kalemi, 155.9 x 195 cm., © 2025 Sonia Boyce. Tüm hakları saklıdır, DACS
 

 

Boyce’un sanatı, bireysel ve kolektif anlatılar arasında sürekli bir müzakere alanı yaratıyor. Ortak Duygular sergisinin çoğul sesleri bir araya getiren yapısı, sanatçının kırk yılı aşkın süredir sürdürdüğü bu katılımcı pratiğiyle kesişiyor. Boyce, özgürlüğün yalnızlıkta değil, başkalarıyla kurulan ilişkilerde anlam kazandığını hatırlatıyor.

Yazı: Melih Aydemir

1-2-3: https://no-niin.com/issue-14/dreaming-utopias-into-existence-a-conversation-with-sonia-boyce/index.html

Küratör Ulya Soley’den “Ortak Duygular” İçin Okuma Önerileri

Küratör Ulya Soley’den “Ortak Duygular” İçin Okuma Önerileri

Müzeler, yalnızca eserleri saklayan mekânlar değil; duyguların, düşüncelerin ve karşılaşmaların yankılandığı ortak alanlardır.

David Hockney: Arzu, Mekân ve Görünürlük

David Hockney: Arzu, Mekân ve Görünürlük

Renk, ışık ve arzunun bir araya geldiği tablolarıyla David Hockney, yalnızca Pop Art’ın değil, görsel kültürün de en çarpıcı figürlerinden biri. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisi kapsamındaki yazı dizisinin ikinci durağında, Hockney’nin sanatı üzerinden müze eleştirisi, kimlik temsili ve kuir deneyimlerin sanat tarihindeki görünürlüğü üzerine düşünüyoruz. Sanatçının eserleri, hem kişisel hem politik bir özgürleşmenin izlerini sürerken, koleksiyonun sınırlarını yeniden tanımlıyor.

Madame Yevonde: Renk Devrimcisi ve Kadın Bakışının Gücü

Madame Yevonde: Renk Devrimcisi ve Kadın Bakışının Gücü

Madame Yevonde, 1930’ların renkli fotoğraf devrimini başlatan, teknik yenilikleri feminist bir bakışla birleştiren öncü bir isim. Bu yazıda Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmalarıyla, kadınların görünürlüğünü yeniden şekillendiren ve fotoğraf tarihinde cesur bir kırılma yaratan Yevonde’nin pratiğine yakından bakıyoruz.