05 Aralık 2025
Madame Yevonde, 1930’ların renkli fotoğraf devrimini başlatan, teknik yenilikleri feminist bir bakışla birleştiren öncü bir isim. Bu yazıda Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmalarıyla, kadınların görünürlüğünü yeniden şekillendiren ve fotoğraf tarihinde cesur bir kırılma yaratan Yevonde’nin pratiğine yakından bakıyoruz.
Madame Yevonde, renkli fotoğrafın henüz ciddiye alınmadığı bir dönemde, kadın portrelerine yeni bir ifade alanı açarak hem estetik hem politik bir devrim yapıyor.
1893’te Streatham’da doğan Yevonde Philone Cumbers, süfrajet hareketiyle tanıştıktan sonra fotoğrafın politik bir araç olabileceğini keşfeder. Votes for Women gazetesindeki bir ilan aracılığıyla fotoğrafçılığa yönelir ve dönemin en başarılı kadın portre fotoğrafçısı Lallie Charles’ın yanında üç yıl boyunca çalışır.
1914’te, babasından aldığı 250 sterlinle henüz 21 yaşındayken Londra’da kendi stüdyosunu açar. Kendisini “Yevonde” veya “Madame Yevonde” olarak adlandırması da tesadüf değildir; bu isim, bağımsızlığını ve profesyonel kimliğini ilan eden bir duruşun ifadesidir. Fotoğraf onun için ekonomik özgürlüğün, toplumsal bir ses olmanın ve kadın öznelliğini kurmanın aracıdır.

1930’ların başında Yevonde, üç ayrı renkte negatif plakanın (cyan, magenta, sarı) tek çekimde pozlandığı “Vivex” tekniğini keşfeder. Kurumların renkli fotoğrafa kuşkuyla yaklaştığı bu dönemde, o hiç tereddüt etmeden tekniği benimser.
Sanatçının kendi sözleriyle:
“Renkli fotoğrafın geçmişi yok, geleneği yok, ustaları yok… yalnızca bir geleceği var!” (1)
Vivex, Yevonde’nin feminist yaklaşımı için adeta biçilmiş kaftandır. Erkek egemen fotoğraf alanında hâlâ kısıtlı olan kadın bakışı, renkli fotoğrafla kendine yepyeni, dokunulmamış bir alan bulur.

Dönemin fotoğrafçıları rengi reklamcılığa özgü, “ciddi olmayan” bir mecra olarak görürken, Yevonde bu algıyı yerle bir eder. 1935 tarihli Tanrıçalar serisinde sosyetenin kadınlarını klasik kostümler, mitolojik göndermeler ve teatral setlerle bir araya getirir.
Mayfair’deki yeni stüdyosunu tanıtmak için kurguladığı bu fotoğraflarda Yevonde, kadınları çarpıcı makyajlar, abartılı aksesuarlar, çiçekler, maskeler ve dramatik ışıklarla güçlendirilmiş figürlere dönüştürür. Kadınlar bisiklete biner, sigara içer, kitap okur; gündelik hayatla mitolojik temsiller iç içe geçer.
Bu fotoğraflar hem değişen moda anlayışını hem de kadınların giderek artan bağımsızlığını estetik bir manifesto olarak görünür kılar.
Vivex fabrikasının 1940’ta II. Dünya Savaşı nedeniyle kapanması, Yevonde’nin renkli fotoğraf üretimini sonlandırır. Aynı yıl ürettiği otoportresi, sanatçının renkli teknikle gerçekleştirdiği son işlerden biridir.
Bu otoportrede Yevonde kendini varaklı bir çerçeve içinde sunarak fotoğraf–resim hiyerarşisine ironik bir müdahalede bulunur. Renkli baskı imkânı ortadan kalksa da, sanatçı siyah-beyaz fotoğraf, montaj ve çeşitli deneysel yöntemlerle üretmeye devam eder.
1968’de, kadınların oy hakkının 50. yılı onuruna bir sergi düzenleyerek, süfrajet günlerine bir selam gönderir.
1975’te, 82 yaşında aramızdan ayrılan Madame Yevonde’nin altmış yıla yayılan üretimi; teknolojiyi erken benimseme cesareti, feminist bakışı ve temsil biçimlerine getirdiği yeniliklerle fotoğraf tarihinin dönüm noktalarından biridir.
Ortak Duygular sergisinin koleksiyonları yeniden okuma, farklı sesleri görünür kılma hedefi, Yevonde’nin radikal ve vizyoner pratiğiyle doğrudan kesişiyor.

1- https://www.blind-magazine.com/news/be-original-or-die-the-radical-art-of-madame-yevonde/
Yazı: Melih Aydemir
Renk, ışık ve arzunun bir araya geldiği tablolarıyla David Hockney, yalnızca Pop Art’ın değil, görsel kültürün de en çarpıcı figürlerinden biri. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisi kapsamındaki yazı dizisinin ikinci durağında, Hockney’nin sanatı üzerinden müze eleştirisi, kimlik temsili ve kuir deneyimlerin sanat tarihindeki görünürlüğü üzerine düşünüyoruz. Sanatçının eserleri, hem kişisel hem politik bir özgürleşmenin izlerini sürerken, koleksiyonun sınırlarını yeniden tanımlıyor.
Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu'ndan Yapıtlar sergisi kapsamındaki yazı dizisinin ilk bölümünde Lubaina Himid’in pratiğini ele alıyoruz. Himid’in tarih yazımına müdahaleleri ve müze-koleksiyon eleştirisi üzerinden geliştirdiği stratejiler sanat dünyasının yapısal sorunlarını anlamak için güçlü bir referans noktası sunuyor.
Sonia Boyce, sanatı yalnızca kişisel bir ifade biçimi olarak değil, bir topluluğun hafızasını yeniden inşa etme yolu olarak görüyor. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisine paralel hazırladığımız bu yazı, 1980’lerin “British Black Arts Movement”ının (Britanya Siyah Sanat Hareketi) öncü isimlerinden Boyce’un pratiğine odaklanıyor.
Salı - Cumartesi 10.00 - 19.00
Cuma 10.00 - 22.00
Pazar 12.00 - 18.00
Müze Pazartesi
günü kapalıdır.
Çarşamba günleri öğrenciler müzeyi
ücretsiz ziyaret edebilir.
Tam: 300 TL
İndirimli: 150 TL
Grup: 200 TL (toplu 10 bilet ve üstü)