Sanatçı ikilisi Jake ve Dinos Chapman, 2006 yılında İngiltere’nin önde gelen güncel sanat fuarı Frieze Londra'da geçici olarak bir atölye kurgulayarak fuar boyunca sipariş üzerine portreler resmeder. Turistik yerlerde ücreti karşılığında portre çizdirme geleneğine benzer bir şekilde fuarda çalışan sanatçı ikilisi, sanat-ticaret ilişkisini mizahi bir şekilde görünür kılarken, bir yandan da sanatçıya atfedilen değer, fuarların rolü, spekülatif ekonomi gibi konuların da altını çizer. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu'ndan Yapıtlar sergisinde yer alan Haz ve Kazanç için Resim Yapmak (2006) başlıklı çalışma ise, fuar sırasında portresini sipariş eden dönemin British Council Görsel Sanatlar Direktörü Andrea Rose’un portresidir.
Katılımcılar ilk olarak sergide yer alan bu eseri görüp ardından benzer bir yaklaşımla portrelerini yaptırarak bu eylemin sanat–ticaret ilişkisini nasıl görünür kıldığını eğlenceli bir şekilde deneyimliyor.
Etkinlik katılımcıların bir sanat nesnesi ile kurulan ekonomik, beklentiye dayalı ve müzakereye açık ilişkinin nasıl işlediğini gözlemlemelerini sağlıyor. Böylece, portre yaptırma pratiğini hem eğlenceli hem de eleştirel bir öğrenme alanına dönüştürüyor. Katılımcılar müzeden ellerinde “kötü portre”leri ile ayrılıyor.
Ücret: 1.000 TL
Seans Bilgisi:
10 Ocak 2026
11.00-12.00
12.00-13.00
14.00-15.00
15.00-16.00
16.00-17.00
17.00-18.00
Detaylı bilgi: [email protected]
Kötü Portre Hakkında
Kötü Portre, başlangıçta herhangi bir sanatsal disiplinin parçası olma iddiası taşımıyordu; hatta açıkça söylemek gerekirse, hiçbir şey olma iddiası bulunmayan bu fikir, muzır bir sanatçının bir gün tamamen eğlencesine, elinde birkaç boya ve mucize eseri ayakta duran bir işporta tezgâhının üzerine “Kötü Portre Yapılır” yazmasıyla başladı. Bunu yaparken çevrede dolaşan insanları birkaç dakikalığına ciddiyetten kurtarma arzusu vardı; ortaya çıkan portreler de bunun birer kanıtı oldular. Bazı izleyiciler, portreleriyle kendileri arasındaki benzerliği bulamayarak rahatladı, bazıları Ressamın amacından çok kontrolsüzlüğü tarafından şekillenen çizgileri bozuk, kompozisyonu dağınık ve portrenin modele benzemediği kusurlu resimler, Kötü Portre kimliğinin çekirdeğini oluşturdu. Bu özensizlik zamanla yalnızca üretimi değil, ressamın psikolojisini de biçimlendirdi. Böylece tuhaf kararlar, gereksiz hezeyanlar ve rastgele bir çalışma disiplini benimseyen Kötü Portre personası ortaya çıkmaya başlamış oldu.
Zaman içinde Kötü Portre, sokak kökenli bir şaka olmaktan çıkarak güzellik ve doğruluk gibi beklentileri tamamen ıskalayan, estetik beklentilerin kırılmasına aracılık eden bir deneyime dönüştü. Her portrenin öngörülemez oluşu, izleyiciye kusurun samimiyetini, kontrol kaybının özgürlüğünü ve mükemmellik baskısının aslında ne kadar komik bir icat olduğunu hatırlattı. Ciddi bir ortama taşındığında bile kökenindeki o çıplaklık, o işporta enerjisi hiç kaybolmadı; masa yine sallanıyor, çizgiler hâlâ dağınık, sonuç ise her zaman beklentinin altında. Ortaya çıkan şey bir yandan saçma, bir yandan samimi, bir yandan da tam yerli yerindeise şaşırtıcı şekilde kendilerinin ilk kez doğru temsil edildiğini düşündü. Bu deneyim, hem çizen hem de çizilen için beklenmedik biçimde özgürleştiriciydi.
Salı - Cumartesi 10.00 - 19.00
Cuma 10.00 - 22.00
Pazar 12.00 - 18.00
Müze Pazartesi
günü kapalıdır.
Çarşamba günleri öğrenciler müzeyi
ücretsiz ziyaret edebilir.
Tam: 300 TL
İndirimli: 150 TL
Grup: 200 TL (toplu 10 bilet ve üstü)